Bir gün annem, babam, dayım ve yengem eski günlerden konuşuyordu. Sohbet sırasında daha önce hiç duymadığım birkaç hikâye anlattılar. Birlikte güldüler, geçmişi yeniden hatırladılar. Ben ise yıllardır tanıdığım insanların hayatlarından, o güne kadar bilmediğim anları dinliyordum.
O sohbet sırasında şunu düşündüm: Bir gün bu hikâyeleri ben anlatsam, ne kadarını hatırlayabilecektim? Zamanla bazı ayrıntılar unutulabilir, anlatılanlar eksik aktarılabilirdi. Bu hikâyelerin yalnızca bizim hafızamızda kalmasını istemedim. Bizden sonraki kuşaklar da onları okuyabilsin, dinleyebilsin ve ailelerinin geçmişiyle bağ kurabilsin istedim.
Nesillerce fikri bu düşünceden doğdu.
Sevdiklerimizin fotoğrafları kadar, o fotoğrafların ardındaki hikâyeler de kalsın istedim. Üstelik yalnızca bizim hatırladığımız biçimiyle değil; kendi kelimeleri, sesleri ve anlatırken yüzlerinde beliren ifadelerle.
Nesillerce’nin amacı, insanların hayat hikâyelerini yazmak zorunda kalmadan anlatabilmelerini kolaylaştırmak. Düşünülmüş sorularla anıları hatırlamalarına yardımcı olmak; anlattıklarını, ses ve video kayıtlarını, fotoğraflarını kişiye özel bir kitap ve aileye özel bir dijital arşivde buluşturmak. Bunu yaparken de anlatan kişinin kendine özgü diline ve duygusuna sadık kalmak.
Çünkü bir hayatın hikâyesi yalnızca büyük dönüm noktalarından oluşmaz. Günlük hayatın içinden küçük bir anı, yıllar sonra ailemizi daha yakından tanımamızı sağlayan değerli bir parçaya dönüşebilir.
Biz, bu hikâyelere bugün kulak vermek ve onları gelecek kuşaklarla paylaşmak için varız.
SESLER, ANILAR, HİKÂYELER.